Erdal Kesici
Köşe Yazarı
Erdal Kesici
 

Gerçeklerin Pazarlamacısı: Doğruluk Maskeli Menfaatçiler

Dünyanın en tehlikeli insan tipi, elinde bir fenerle karanlığı aydınlatmaya çalışan değil; o feneri sadece kendi yolunu aydınlatmak, başkasının gözünü kamaştırmak için kullananlardır. Son zamanlarda etrafımızda bir "doğruluk" furyasıdır gidiyor. Ağzını açan "çürümüşlükten" bahsediyor, elini masaya vuran "dürüstlük" abidesi kesiliyor. Ancak biraz yakından baktığınızda, o çok övündükleri "doğruların" aslında birer şantaj malzemesine ya da kişisel ikbal basamağına dönüştüğünü görüyorsunuz. Bildiğini Saklayan, Bilmediğini Satanlar İnsanı hayrete düşüren, hatta yer yer "bu kadarına da pes" dedirten müthiş bir öz güven var ortada. Adamın elinde bir belge var, bir yolsuzluğu, bir yanlışı ya da bir haksızlığı biliyor. Ama ne hikmetse o bilgi, toplumsal bir fayda sağlayacağı anlarda değil; sadece sahibinin menfaatine hizmet edeceği "stratejik" anlarda piyasaya sürülüyor. Bu kitle için doğru, paylaşılması gereken bir erdem değil; stoklanması gereken bir mühimmattır.Yanlışı gördüğü an düzeltmek yerine, o yanlışın büyümesini bekleyip günü geldiğinde "Ben biliyordum" diyerek kahramanlık taslamak. Kendi mahallesindeki çürüğe göz yumup, karşı mahalledeki en ufak toz zerresini devasa bir skandala dönüştürmek.Sosyal medya üzerinden ya da dost meclislerinde, elindeki bilgiyi bir silah gibi kuşanıp sağa sola "gizemli" göndermeler yapmak. O Öz Güvenin Kaynağı Nedir? Peki, bu insanlar bu cüreti nereden buluyor? Kendi menfaati için gerçeği eğip büken, susması gerektiğinde konuşan, konuşması gerektiğinde sükut eden bu tayfanın öz güveni, aslında toplumdaki hafıza kaybından besleniyor. İnsanların çabuk unutacağını, sadece o anki gürültüye bakacağını biliyorlar. "Doğruyu söylemek bir disiplin işidir, onu bir koz olarak kullanmak ise bir ahlak sorunudur." Elinizdeki belgeyi, bildiğiniz hakikati sadece kendi koltuğunuzu sağlamlaştırmak veya rakiplerinizi bertaraf etmek için cebinizde tutuyorsanız; sizin o şikayet ettiğiniz "çürükten" hiçbir farkınız kalmaz. Çürümüşlük sadece yapılan yanlışta değildir; yanlışı görüp de onu pazarlık konusu yapan zihniyetin tam kalbindedir. Sağa sola laf sokarak, gizemli havalara bürünerek "doğruluk" temsilcisi olunmaz. Gerçek, şahsi bir mülk değildir. Onu sadece kendiniz için saklayıp yeri geldiğinde bir sopa gibi kullanıyorsanız, kusura bakmayın ama o hayran olduğumuz öz güveniniz, aslında büyük bir karakter boşluğunun yankısından başka bir şey değil. Gerçek dürüstlük; sonucu ne olursa olsun, menfaat beklemeden doğrunun yanında durabilmektir. Gerisi sadece iyi oynanmış bir tiyatro, kötü yazılmış bir senaryodur.
Ekleme Tarihi: 08 Mayıs 2026 -Cuma

Gerçeklerin Pazarlamacısı: Doğruluk Maskeli Menfaatçiler

Dünyanın en tehlikeli insan tipi, elinde bir fenerle karanlığı aydınlatmaya çalışan değil; o feneri sadece kendi yolunu aydınlatmak, başkasının gözünü kamaştırmak için kullananlardır. Son zamanlarda etrafımızda bir "doğruluk" furyasıdır gidiyor. Ağzını açan "çürümüşlükten" bahsediyor, elini masaya vuran "dürüstlük" abidesi kesiliyor. Ancak biraz yakından baktığınızda, o çok övündükleri "doğruların" aslında birer şantaj malzemesine ya da kişisel ikbal basamağına dönüştüğünü görüyorsunuz. Bildiğini Saklayan, Bilmediğini Satanlar İnsanı hayrete düşüren, hatta yer yer "bu kadarına da pes" dedirten müthiş bir öz güven var ortada. Adamın elinde bir belge var, bir yolsuzluğu, bir yanlışı ya da bir haksızlığı biliyor. Ama ne hikmetse o bilgi, toplumsal bir fayda sağlayacağı anlarda değil; sadece sahibinin menfaatine hizmet edeceği "stratejik" anlarda piyasaya sürülüyor. Bu kitle için doğru, paylaşılması gereken bir erdem değil; stoklanması gereken bir mühimmattır.Yanlışı gördüğü an düzeltmek yerine, o yanlışın büyümesini bekleyip günü geldiğinde "Ben biliyordum" diyerek kahramanlık taslamak. Kendi mahallesindeki çürüğe göz yumup, karşı mahalledeki en ufak toz zerresini devasa bir skandala dönüştürmek.Sosyal medya üzerinden ya da dost meclislerinde, elindeki bilgiyi bir silah gibi kuşanıp sağa sola "gizemli" göndermeler yapmak. O Öz Güvenin Kaynağı Nedir? Peki, bu insanlar bu cüreti nereden buluyor? Kendi menfaati için gerçeği eğip büken, susması gerektiğinde konuşan, konuşması gerektiğinde sükut eden bu tayfanın öz güveni, aslında toplumdaki hafıza kaybından besleniyor. İnsanların çabuk unutacağını, sadece o anki gürültüye bakacağını biliyorlar. "Doğruyu söylemek bir disiplin işidir, onu bir koz olarak kullanmak ise bir ahlak sorunudur." Elinizdeki belgeyi, bildiğiniz hakikati sadece kendi koltuğunuzu sağlamlaştırmak veya rakiplerinizi bertaraf etmek için cebinizde tutuyorsanız; sizin o şikayet ettiğiniz "çürükten" hiçbir farkınız kalmaz. Çürümüşlük sadece yapılan yanlışta değildir; yanlışı görüp de onu pazarlık konusu yapan zihniyetin tam kalbindedir. Sağa sola laf sokarak, gizemli havalara bürünerek "doğruluk" temsilcisi olunmaz. Gerçek, şahsi bir mülk değildir. Onu sadece kendiniz için saklayıp yeri geldiğinde bir sopa gibi kullanıyorsanız, kusura bakmayın ama o hayran olduğumuz öz güveniniz, aslında büyük bir karakter boşluğunun yankısından başka bir şey değil. Gerçek dürüstlük; sonucu ne olursa olsun, menfaat beklemeden doğrunun yanında durabilmektir. Gerisi sadece iyi oynanmış bir tiyatro, kötü yazılmış bir senaryodur.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve medya50.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.