Hani Derdiniz Nevşehir’di? Bu Telaş, Bu Kıskançlık Niye?
Siyasetten sivil toplum kuruluşlarına kadar her seçim döneminde kulaklarımızda aynı nakarat çınlar: "Ayrıştırma yapmayacağız, amacımız makam mevki değil, tek derdimiz Nevşehir!"
Peki, gerçekler gerçekten böyle mi? Yoksa bu süslü cümleler, seçim sath-ı mailine girildiğinde unutulan birer vaat olmaktan öteye geçemiyor mu?
Hatırlanacağı üzere, Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odası (NTSO) Başkan Adayı Mustafa Ertaş, geçtiğimiz günlerde alışılagelmişin dışında, alkışı hak eden bir duruş sergiledi. Bir lansman toplantısı düzenledi ancak davetlilere şatafatlı yemekler ikram etmek yerine, o bütçeyi LÖSEV’e ve üniversite öğrencilerine bağışladı. Bu hamle, sadece bir seçim stratejisi değil, aynı zamanda toplumsal bir farkındalık ve vicdani bir duruştu. Ertaş, bu "örnek" davranışıyla yarışa aslında 1-0 önde başladı.
Bu noktadan sonra beklenen neydi? Diğer adayların da bu toplumsal atağa benzer güzelliklerle, daha büyük vizyonlarla cevap vermesiydi. Ama ne yazık ki karşımıza çıkan tablo, vizyon değil, "takip ve tahkikat" oldu.
Gelen bilgiler hayli düşündürücü:
İddia o ki; lansmanın yapıldığı otelin müdürünü arayıp "Kaç kişi katıldı?" diye sayı sayma peşine düşerken; aynı gruptan, olan bir diğeri ise üniversiteyi arayarak öğrencilere yapılan yardımın detaylarını sorgulamış.
Şimdi sormak lazım:
Hayır işinin sayısını, miktarını sorgulamak size ne kazandıracak?
Üniversiteye, öğrenciye, lösemili çocuklara giden desteğin peşine düşmek, hangi "Nevşehir sevdasına" sığar?
Hani ayrıştırma yoktu? Hani derdiniz makam değil, hizmetti?
Eğer niyetiniz gerçekten şehre değer katmaksa, bir rakibinizin yaptığı hayır işini sorgulamak yerine, "Biz daha fazlasını nasıl yaparız?" diye yarışmalıydınız. Ancak görünen o ki, sergilenen bu örnek davranış birilerini fena halde telaşlandırmış. Bu "çekemezlik" ve "kıskançlık" kokan hamleler, aslında bir korkunun dışavurumu mudur?
Nevşehir iş dünyası ve halkı, kimin gerçekten hizmet peşinde olduğunu, kimin ise sadece "koltuk" hesabı yaparak rakibinin attığı hayırlı adımları bile bir "tehdit" olarak gördüğünü çok net bir şekilde analiz ediyor.
Beyler, bırakın otel müdürlerini aramayı, bırakın üniversitedeki yardım listelerini kurcalamayı. Eğer Nevşehir’i gerçekten seviyorsanız, bu şehre yakışır bir nezaketle yarışın. Unutmayın ki; asıl makam, insanların kalbinde kurulan tahttır; o taht da kıskançlıkla değil, samimiyetle inşa edilir.
Bu telaşınız niye? Yoksa yolun sonu göründü mü?
Ekleme
Tarihi: 13 Mayıs 2026 -Çarşamba
Hani Derdiniz Nevşehir’di? Bu Telaş, Bu Kıskançlık Niye?
Siyasetten sivil toplum kuruluşlarına kadar her seçim döneminde kulaklarımızda aynı nakarat çınlar: "Ayrıştırma yapmayacağız, amacımız makam mevki değil, tek derdimiz Nevşehir!"
Peki, gerçekler gerçekten böyle mi? Yoksa bu süslü cümleler, seçim sath-ı mailine girildiğinde unutulan birer vaat olmaktan öteye geçemiyor mu?
Hatırlanacağı üzere, Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odası (NTSO) Başkan Adayı Mustafa Ertaş, geçtiğimiz günlerde alışılagelmişin dışında, alkışı hak eden bir duruş sergiledi. Bir lansman toplantısı düzenledi ancak davetlilere şatafatlı yemekler ikram etmek yerine, o bütçeyi LÖSEV’e ve üniversite öğrencilerine bağışladı. Bu hamle, sadece bir seçim stratejisi değil, aynı zamanda toplumsal bir farkındalık ve vicdani bir duruştu. Ertaş, bu "örnek" davranışıyla yarışa aslında 1-0 önde başladı.
Bu noktadan sonra beklenen neydi? Diğer adayların da bu toplumsal atağa benzer güzelliklerle, daha büyük vizyonlarla cevap vermesiydi. Ama ne yazık ki karşımıza çıkan tablo, vizyon değil, "takip ve tahkikat" oldu.
Gelen bilgiler hayli düşündürücü:
İddia o ki; lansmanın yapıldığı otelin müdürünü arayıp "Kaç kişi katıldı?" diye sayı sayma peşine düşerken; aynı gruptan, olan bir diğeri ise üniversiteyi arayarak öğrencilere yapılan yardımın detaylarını sorgulamış.
Şimdi sormak lazım:
Hayır işinin sayısını, miktarını sorgulamak size ne kazandıracak?
Üniversiteye, öğrenciye, lösemili çocuklara giden desteğin peşine düşmek, hangi "Nevşehir sevdasına" sığar?
Hani ayrıştırma yoktu? Hani derdiniz makam değil, hizmetti?
Eğer niyetiniz gerçekten şehre değer katmaksa, bir rakibinizin yaptığı hayır işini sorgulamak yerine, "Biz daha fazlasını nasıl yaparız?" diye yarışmalıydınız. Ancak görünen o ki, sergilenen bu örnek davranış birilerini fena halde telaşlandırmış. Bu "çekemezlik" ve "kıskançlık" kokan hamleler, aslında bir korkunun dışavurumu mudur?
Nevşehir iş dünyası ve halkı, kimin gerçekten hizmet peşinde olduğunu, kimin ise sadece "koltuk" hesabı yaparak rakibinin attığı hayırlı adımları bile bir "tehdit" olarak gördüğünü çok net bir şekilde analiz ediyor.
Beyler, bırakın otel müdürlerini aramayı, bırakın üniversitedeki yardım listelerini kurcalamayı. Eğer Nevşehir’i gerçekten seviyorsanız, bu şehre yakışır bir nezaketle yarışın. Unutmayın ki; asıl makam, insanların kalbinde kurulan tahttır; o taht da kıskançlıkla değil, samimiyetle inşa edilir.
Bu telaşınız niye? Yoksa yolun sonu göründü mü?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.