Eleştiriye tahamülün yok ise daha yolun başında geri dön
Günümüzde ne yazık ki yeni bir “moda” gelişti: Hiçbir işe gerçekten katkı sunmadan, hiçbir emeğin altına imza atmadan, dışarıdan ahkâm kesmek diye başlamış yazıya.
Bende diyorum ki Doğru, böyle bir moda var gibi görünüyor. Ancak dışarıdan yapılan eleştirilerin hepsi “boş” değildir. Herkes sahaya inmek zorunda değil; bazen dışarıdan gelen bir göz, içeridekilerin göremediğini görür. Eleştirinin değeri, kimin yaptığına değil, ne söylediğine bağlıdır.
Hiçbir emeğin altına imza atmayan demek kolay, ama bazen eleştiren de en az üreten kadar cesaret ister. Yeter ki eleştiri, yapıcı olsun. Yoksa sahada olup da sadece vitrine oynayan çok kişi var. Emeğin hakkı kadar, dürüst eleştirinin de hakkı vardır. Diyorum
Eklemiş
Sosyal medya hesapları üzerinden sanki büyük sorumlulukları varmış gibi yazıp çizen, yetkileri olmadığı halde hesap sorar gibi konuşan bir güruh var artık. Bu “klavye delikanlıları”, lafı süslü cümlelerle dolandırmada usta; ama konu sahaya inmek, taşın altına elini koymak olunca ortalıkta kimseyi bulamıyorsunuz. Diye devam etmiş
Ey kardeş Sosyal medyada konuşan herkesi “klavye delikanlısı” diye yaftalamak kolay ama adil değil. Sahaya inmek sadece fiziksel bir varlık göstermek değildir; fikir üretmek, eleştirmek, tartışmak da sahada olmaktır.
Yetkisi olmayan biri toplum adına konuşamaz mı? Eleştiri sadece makam sahiplerine mi aittir? Hayır. Bu ülkede sorumluluk duygusuyla yazan, çizen, hatta yanlışlara parmak basan binlerce insan var.
Taşın altına elini koymak bazen kalemi almak, bazen de fikrini savunmaktır. Kimin samimi olduğunu zaman gösterir ama susturulmak istenen her sesin altını boş saymak da büyük bir yanlıştır. Diyorum
Nevşehir Belediyespor üzerinden konuşanlara lafetmiş
Nevşehir Belediye Spor üzerinden konuşanlara artık birkaç çift laf etmenin vakti geldi. Günlerdir sosyal medyada aslan kesilen, ekran başından racon kesip memleketin takımına akıl verenlerin kaçı acaba bu takım için taşın altına elini koymuş? Kaçı gelip derneğe üye olmuş? Kaçı bir lira aidat ödemiş ler diye yazmış
Soru güzel ama cevabı biraz derin: Taşın altına elini koymak illa cebinden para vermek ya da derneğe üye olmakla mı sınırlı? Bir takımın geleceği sadece parayla mı şekillenir? Eleştiri yapan herkes aidat mı ödemeli?
Nevşehir Belediyespor, bu şehrin takımıysa; bu şehirde yaşayan herkesin söz hakkı da vardır. Taraftar olmak, sadece stada gitmekle ya da yönetime girmekle ölçülemez. Kimi destek verir, kimi de yanlış giden bir şeyi dile getirir.
Sosyal medya üzerinden konuşan herkes aslan kesilmiyor; kimisi gerçekten şehri ve takımı için kaygılanıyor. Söz söyleyenin değil, söylenenin doğruluğuna bakmak gerekir. Yoksa aidatla ölçülen bir taraftarlık anlayışı, samimi eleştirileri susturur; olan da yine memleketin takımına olur.
Durmamış yine yazmış
Sosyal medyada mangalda kül bırakmayanlar, iş somut destek vermeye gelince bir anda yoklar. Üyelikten bile kaçıyorlar; çünkü takımın borçlarından kendilerine icra gelir diye tırsıyorlar. Ama nedense sosyal medyada takımın sahibi gibi konuşmaktan da geri durmuyorlar. Diye
Evet, sosyal medyada konuşan herkes destek vermiyor olabilir ama bu, eleştirme haklarını tamamen ortadan kaldırmaz. Takımın borçlarından korkup üyelikten kaçanlar olabilir; ama bu herkesin aynı kefeye konulmasını haklı çıkarmaz.
Unutulmamalı ki eleştiri, sahiplenmenin bir biçimidir. Kimse memleketinin takımına zarar gelsin istemez. Destek illa para ya da üyelikle olmaz; fikirle, kamuoyu oluşturarak da olur.
Gerçek sahiplik sadece cebini değil, vicdanını da taşın altına koymaktır. O yüzden sosyal medyada konuşanları susturmak yerine, o enerjiyi takımı daha iyi bir yere getirmek için kullanmak daha faydalı olur. Çünkü bazen doğru söz, en büyük destektir.
Daha sonra yazmış
Kongre günü ortalıkta yoksun ama ekran başında kahraman kesiliyorsun. Madem bu kadar derdin var, gel üye ol, salona gir, elini kaldır, aday ol, proje ver! Ama yok, bunlar zor iş… Siz kolayı seçmişsiniz: Uzaktan atıp tutmak, gölge etmeden eleştirmek, hazırı eleştirmek… demiş,demiste Kongre salonuna girmek elbette bir yol, ama tek yol değil. Herkesin maddi gücü, vakti ya da statüsü kongre salonuna el kaldırmaya yetmeyebilir. Bu, fikrinin değersiz olduğu anlamına gelmez.
Eleştiren herkesin aday olması şart mı? Demokrasi dediğimiz şey sadece salona girip el kaldırmakla mı sınırlı? Hayır. Halkın sesi bazen dışarıdan gelir, bazen de içeriden. Herkesin katkı biçimi farklıdır. Kimi proje sunar, kimi yanlışın altını çizer, kimi de kamuoyu oluşturur.
Unutmayalım: Eleştiriden rahatsız olanlar çoğu zaman sorumluluktan uzak olanlardır. Eleştireni susturmak yerine, onu dinlemek, doğruysa düzeltmek, yanlışsa açıklamak en erdemli yoldur. Gölge etmeden konuşmak cesaret ister, onu küçümsemek değil, anlamaya çalışmak gerekir.
Durmamış yine yazmış
Kimse kusura bakmasın:
Bu takımın kaderini sosyal medya yorumcuları değil, gerçekten sahip çıkanlar belirleyecek.Yani biz! Demiş
Elbette takımın kaderini somut adımlar atanlar belirler ama “biz” demek, sadece yönetimde olmakla değil; herkesi kapsamakla mümkündür. Sosyal medya yorumcuları da bu şehrin insanı, bu takımın taraftarıdır.
Onları “siz” diye öteleyip sadece kendine “biz” demek, zaten bu kopukluğun sebebidir. Gerçek sahiplik, dışlayan değil birleştiren bir dille olur. Unutmayın, Nevşehir Belediyespor herkesindir. Tribündeki, ekran başındaki, yorum yazan, eleştiren… Hepsi bu şehrin sesi. “Biz” demek istiyorsanız, önce o “biz”in içine herkesi katmayı bilmeniz gerekir.
Kongureye gelmeyenlericin Yani o salonu dolduranlar, borca rağmen geri adım atmayanlar, mücadeleden korkmayanlar!
Varsanız buyurun sahaya.
Yoksanız da gölge etmeyin, iş yapanın önüne taş koymayın!
Çünkü bu şehir artık lafı değil, icraatı olanı istiyor! Demiş. Peki
O salonu dolduranlara, borca rağmen mücadele edenlere elbette saygımız sonsuz. Ama unutmayın: Gölge etmek sadece eleştiriyle olmaz; eleştiriyi susturmaya çalışmak da iş yapanın önüne taş koymaktır.
Bu şehir sadece icraat değil, şeffaflık da ister. Eleştiri, icraatı yönlendiren en önemli aynadır. “Varsanız sahaya gelin” demek kolay; herkesin sahası farklıdır. Kimi sahada oynar, kimi tribünde destekler, kimi yazısıyla yön gösterir.
Eleştiriyi düşman değil, yol arkadaşı görmek gerekir. Çünkü samimi eleştiriler, sessiz alkışlardan daha çok şey kazandırır. Bu şehir ne lafı, ne icraatı; samimiyeti olanı ister.
Bizleri Rant peşinde koşmak la suçlamış ve demiski 10 Ağustostan sonra kentin en büyük medyası ile birlikte olacak olan Nevşehir Sporda her şeyin farklı olacağını herkes görecek öyle lafla, baskıyla değil gerçekten takımını seveni kucaklayacağız. Takımdan rant elde edenler varsa çıkıp açıklayacağız. Belki bu yazıyı yine o rantçı tayfa anlamayacak belki ama gerçek kent sevdalıları çok iyi biliyorlar zaten bu yazı da onlar için ; Başkanına yada yönetimine yalakalık yapan değil gerçekten kentin takımı olan Nevşehir Spor’a sahip çıkanlara selam olsun.
Gerçekten takıma sahip çıkanlara selam olsun, ama bu sahip çıkma; medyayla anlaşma yaparak, eleştirenleri “rantçı” ilan ederek olmaz. Kentin en büyük medyasıyla yola çıkmak, tarafsızlık ilkesini yitirirse güven kaybına yol açar.“Gerçek sevdalılar” ayrıştırılarak belirlenemez. Yalakalık yapanı eleştirmek doğrudur ama her eleştireni de rantçı ilan etmek samimiyetinize gölge düşürür. Bu şehirde herkes Nevşehirspor’a gönül vermiş olabilir ama herkes sizin yöntemlerinize katılmak zorunda değil. Kucaklayacağız diyorsanız, farklı seslere de yer açın. Yoksa kucak değil, sadece dar bir çember olur. Unutmayın, samimiyet testini halk yapar; medya ya da yöneticiler değil.
Son olarak eğer eleştiriye tahamülün yok ise daha işin başında iken bırak. Kimseyide klavye delikanlısı olarak adletme. Varsa yazdıklarına cevap olarak yazdıklarımda yanlış var ise o zaman söyle
Ekleme
Tarihi: 04 Ağustos 2025 -Pazartesi
Eleştiriye tahamülün yok ise daha yolun başında geri dön
Günümüzde ne yazık ki yeni bir “moda” gelişti: Hiçbir işe gerçekten katkı sunmadan, hiçbir emeğin altına imza atmadan, dışarıdan ahkâm kesmek diye başlamış yazıya.
Bende diyorum ki Doğru, böyle bir moda var gibi görünüyor. Ancak dışarıdan yapılan eleştirilerin hepsi “boş” değildir. Herkes sahaya inmek zorunda değil; bazen dışarıdan gelen bir göz, içeridekilerin göremediğini görür. Eleştirinin değeri, kimin yaptığına değil, ne söylediğine bağlıdır.
Hiçbir emeğin altına imza atmayan demek kolay, ama bazen eleştiren de en az üreten kadar cesaret ister. Yeter ki eleştiri, yapıcı olsun. Yoksa sahada olup da sadece vitrine oynayan çok kişi var. Emeğin hakkı kadar, dürüst eleştirinin de hakkı vardır. Diyorum
Eklemiş
Sosyal medya hesapları üzerinden sanki büyük sorumlulukları varmış gibi yazıp çizen, yetkileri olmadığı halde hesap sorar gibi konuşan bir güruh var artık. Bu “klavye delikanlıları”, lafı süslü cümlelerle dolandırmada usta; ama konu sahaya inmek, taşın altına elini koymak olunca ortalıkta kimseyi bulamıyorsunuz. Diye devam etmiş
Ey kardeş Sosyal medyada konuşan herkesi “klavye delikanlısı” diye yaftalamak kolay ama adil değil. Sahaya inmek sadece fiziksel bir varlık göstermek değildir; fikir üretmek, eleştirmek, tartışmak da sahada olmaktır.
Yetkisi olmayan biri toplum adına konuşamaz mı? Eleştiri sadece makam sahiplerine mi aittir? Hayır. Bu ülkede sorumluluk duygusuyla yazan, çizen, hatta yanlışlara parmak basan binlerce insan var.
Taşın altına elini koymak bazen kalemi almak, bazen de fikrini savunmaktır. Kimin samimi olduğunu zaman gösterir ama susturulmak istenen her sesin altını boş saymak da büyük bir yanlıştır. Diyorum
Nevşehir Belediyespor üzerinden konuşanlara lafetmiş
Nevşehir Belediye Spor üzerinden konuşanlara artık birkaç çift laf etmenin vakti geldi. Günlerdir sosyal medyada aslan kesilen, ekran başından racon kesip memleketin takımına akıl verenlerin kaçı acaba bu takım için taşın altına elini koymuş? Kaçı gelip derneğe üye olmuş? Kaçı bir lira aidat ödemiş ler diye yazmış
Soru güzel ama cevabı biraz derin: Taşın altına elini koymak illa cebinden para vermek ya da derneğe üye olmakla mı sınırlı? Bir takımın geleceği sadece parayla mı şekillenir? Eleştiri yapan herkes aidat mı ödemeli?
Nevşehir Belediyespor, bu şehrin takımıysa; bu şehirde yaşayan herkesin söz hakkı da vardır. Taraftar olmak, sadece stada gitmekle ya da yönetime girmekle ölçülemez. Kimi destek verir, kimi de yanlış giden bir şeyi dile getirir.
Sosyal medya üzerinden konuşan herkes aslan kesilmiyor; kimisi gerçekten şehri ve takımı için kaygılanıyor. Söz söyleyenin değil, söylenenin doğruluğuna bakmak gerekir. Yoksa aidatla ölçülen bir taraftarlık anlayışı, samimi eleştirileri susturur; olan da yine memleketin takımına olur.
Durmamış yine yazmış
Sosyal medyada mangalda kül bırakmayanlar, iş somut destek vermeye gelince bir anda yoklar. Üyelikten bile kaçıyorlar; çünkü takımın borçlarından kendilerine icra gelir diye tırsıyorlar. Ama nedense sosyal medyada takımın sahibi gibi konuşmaktan da geri durmuyorlar. Diye
Evet, sosyal medyada konuşan herkes destek vermiyor olabilir ama bu, eleştirme haklarını tamamen ortadan kaldırmaz. Takımın borçlarından korkup üyelikten kaçanlar olabilir; ama bu herkesin aynı kefeye konulmasını haklı çıkarmaz.
Unutulmamalı ki eleştiri, sahiplenmenin bir biçimidir. Kimse memleketinin takımına zarar gelsin istemez. Destek illa para ya da üyelikle olmaz; fikirle, kamuoyu oluşturarak da olur.
Gerçek sahiplik sadece cebini değil, vicdanını da taşın altına koymaktır. O yüzden sosyal medyada konuşanları susturmak yerine, o enerjiyi takımı daha iyi bir yere getirmek için kullanmak daha faydalı olur. Çünkü bazen doğru söz, en büyük destektir.
Daha sonra yazmış
Kongre günü ortalıkta yoksun ama ekran başında kahraman kesiliyorsun. Madem bu kadar derdin var, gel üye ol, salona gir, elini kaldır, aday ol, proje ver! Ama yok, bunlar zor iş… Siz kolayı seçmişsiniz: Uzaktan atıp tutmak, gölge etmeden eleştirmek, hazırı eleştirmek… demiş,demiste Kongre salonuna girmek elbette bir yol, ama tek yol değil. Herkesin maddi gücü, vakti ya da statüsü kongre salonuna el kaldırmaya yetmeyebilir. Bu, fikrinin değersiz olduğu anlamına gelmez.
Eleştiren herkesin aday olması şart mı? Demokrasi dediğimiz şey sadece salona girip el kaldırmakla mı sınırlı? Hayır. Halkın sesi bazen dışarıdan gelir, bazen de içeriden. Herkesin katkı biçimi farklıdır. Kimi proje sunar, kimi yanlışın altını çizer, kimi de kamuoyu oluşturur.
Unutmayalım: Eleştiriden rahatsız olanlar çoğu zaman sorumluluktan uzak olanlardır. Eleştireni susturmak yerine, onu dinlemek, doğruysa düzeltmek, yanlışsa açıklamak en erdemli yoldur. Gölge etmeden konuşmak cesaret ister, onu küçümsemek değil, anlamaya çalışmak gerekir.
Durmamış yine yazmış
Kimse kusura bakmasın:
Bu takımın kaderini sosyal medya yorumcuları değil, gerçekten sahip çıkanlar belirleyecek.Yani biz! Demiş
Elbette takımın kaderini somut adımlar atanlar belirler ama “biz” demek, sadece yönetimde olmakla değil; herkesi kapsamakla mümkündür. Sosyal medya yorumcuları da bu şehrin insanı, bu takımın taraftarıdır.
Onları “siz” diye öteleyip sadece kendine “biz” demek, zaten bu kopukluğun sebebidir. Gerçek sahiplik, dışlayan değil birleştiren bir dille olur. Unutmayın, Nevşehir Belediyespor herkesindir. Tribündeki, ekran başındaki, yorum yazan, eleştiren… Hepsi bu şehrin sesi. “Biz” demek istiyorsanız, önce o “biz”in içine herkesi katmayı bilmeniz gerekir.
Kongureye gelmeyenlericin Yani o salonu dolduranlar, borca rağmen geri adım atmayanlar, mücadeleden korkmayanlar!
Varsanız buyurun sahaya.
Yoksanız da gölge etmeyin, iş yapanın önüne taş koymayın!
Çünkü bu şehir artık lafı değil, icraatı olanı istiyor! Demiş. Peki
O salonu dolduranlara, borca rağmen mücadele edenlere elbette saygımız sonsuz. Ama unutmayın: Gölge etmek sadece eleştiriyle olmaz; eleştiriyi susturmaya çalışmak da iş yapanın önüne taş koymaktır.
Bu şehir sadece icraat değil, şeffaflık da ister. Eleştiri, icraatı yönlendiren en önemli aynadır. “Varsanız sahaya gelin” demek kolay; herkesin sahası farklıdır. Kimi sahada oynar, kimi tribünde destekler, kimi yazısıyla yön gösterir.
Eleştiriyi düşman değil, yol arkadaşı görmek gerekir. Çünkü samimi eleştiriler, sessiz alkışlardan daha çok şey kazandırır. Bu şehir ne lafı, ne icraatı; samimiyeti olanı ister.
Bizleri Rant peşinde koşmak la suçlamış ve demiski 10 Ağustostan sonra kentin en büyük medyası ile birlikte olacak olan Nevşehir Sporda her şeyin farklı olacağını herkes görecek öyle lafla, baskıyla değil gerçekten takımını seveni kucaklayacağız. Takımdan rant elde edenler varsa çıkıp açıklayacağız. Belki bu yazıyı yine o rantçı tayfa anlamayacak belki ama gerçek kent sevdalıları çok iyi biliyorlar zaten bu yazı da onlar için ; Başkanına yada yönetimine yalakalık yapan değil gerçekten kentin takımı olan Nevşehir Spor’a sahip çıkanlara selam olsun.
Gerçekten takıma sahip çıkanlara selam olsun, ama bu sahip çıkma; medyayla anlaşma yaparak, eleştirenleri “rantçı” ilan ederek olmaz. Kentin en büyük medyasıyla yola çıkmak, tarafsızlık ilkesini yitirirse güven kaybına yol açar.“Gerçek sevdalılar” ayrıştırılarak belirlenemez. Yalakalık yapanı eleştirmek doğrudur ama her eleştireni de rantçı ilan etmek samimiyetinize gölge düşürür. Bu şehirde herkes Nevşehirspor’a gönül vermiş olabilir ama herkes sizin yöntemlerinize katılmak zorunda değil. Kucaklayacağız diyorsanız, farklı seslere de yer açın. Yoksa kucak değil, sadece dar bir çember olur. Unutmayın, samimiyet testini halk yapar; medya ya da yöneticiler değil.
Son olarak eğer eleştiriye tahamülün yok ise daha işin başında iken bırak. Kimseyide klavye delikanlısı olarak adletme. Varsa yazdıklarına cevap olarak yazdıklarımda yanlış var ise o zaman söyle
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.